uyam

N

sabahları bir hoş, bir hoş ki sorma, değme, dokunma gitsin. uzak ol ki görme beni. uzakta kal ki hissetmeyesin. beni, ben diye yakaran halimi. saman sarısı tenimde noktalanan şakaklarım ve şakaklarımaki zonklayan sinirlerim. biz istiyoruz bunu. ve dahasını.ve kaçarcasına ürkek adımlarla takip edilmeyi. korkakça kaçmayı ve mertçe konuşmayı. erkek gibi, dürüstçe sevmeyi ve namussuzca ortada bırakmayı. biz istiyoruz bunu. şakalarımda avuç içlerim ve ben, sahip olduğumuz bütün pişmanlıkla, sahip olamadığımız mutlu bir hayat ve diğer her şey arasında, izlemek istiyoruz seni.

bizler unutulmuş olanların torunlarıyız bana kalırsa. şayet benden önce yaşamış her neslin göreceği kadar acıya ve mutluluğa, belki pek çoğunun sahip olduğu hislere, vazgeçişe, doğuma ve ölüme şahit olduğuma inanırım. her birinden bir iz peşimden usul usul gelir durur. bir kedinin patisinden toprak yürür odama. sesi çıkmaz tozu uçmaz ama çekerim içerimde bir yere. hissetmem bile çoğu zaman bir kedinin ben yokken sıcak yatağımı paylaştığını. ve uyuduğunu, uyandığını, esnediğini. görsem içerimde bir yerde duran toprak ısınır, içimi ısıtır, gülerim belki mutlu mutlu sırıtan bir adam olurum. bu bir izdir yine bana kalırsa, pek bana kalmayan haliyle. benden önce yaşamış her nesilde, benim gibi nice adam hissetmemiştir yürüyen toprağı. odasına, yatağına hücum eden çirkef bir güneş hüzmesine saklanan o mırıldanan canlıyı. bir kedi, atam, ve konuşan adam yüz bin milyon yıllık anıları arasındaki bu cümleler, farkında olmayışın farkındalığına böyle sığabilir. mutlu bir sabaha böyle uyanılabilir. unutulmuş olanların torunları bu kadarcık yaşam sıcaklığına tutunup, yüce gönlüne inandırabilir. yine de gizli bir özne, belki fiilen bir yüklem! ne atam ne ben, sabah hüzmelerinin çıplak tenindeki cüretkar kadının sarhoşluğundan gayrısına tabii değiliz. bu yüzdendir ki, zihninde yahut gönlünde atalarına aşık olmuş atamın at sırtında gözlerini dolduran her ne varsa, içerimde bir yerde var olmaya devam edecektir.gözlerim, aydınlanırken sabaha ve ararken seni, bu gerçek yalnızca kızıl saçlarına, ve tenine. ve inan gülüşlerine karşı bitmek bilmeyen özleminden.